archive-tr.com » TR » T » TOKATKULTUR.COM.TR

Total: 252

Choose link from "Titles, links and description words view":

Or switch to "Titles and links view".
  • YAZIK ETMEYİN MEMLEKETİMİZE AĞALAR - Erdem KAYA - Tokat Kültür Haber, Tokat Haber, tokathaber
    AĞALAR Yaz geldi ve tatil sezonu açıldı Kimimiz tatil merkezlerine kimimiz de doğduğumuz çocukluğumuzun geçtiği köylerimize gideceğiz Gideceğiz ve giderken de yol boyunca yeşillerle ve meyve bahçeleriyle çevrili ırmakların üzerlerine her gün yenisi eklenen çirkin betonlarla kaplanmış HES santrallerini göreceksiniz Balık tutuğunuz yada özgürce yüzdüğünüz ırmakların üzerine birileri betondan birşeyler yapıyorsa geçmiş olsun suyunuz bile artık sizin değildir Bununla beraber memelektinizin tarım hayvancılık ve tariki dokusu büyük zararlar görecektir Hidroelektrik Enerji Nedir Belli bir miktar yükseklik kazandırılan suyun sahip olduğu potansiyel enerjiye hidrolik enerji denir Bu santrallerin kullanılabilmesi için de suyun yoğun olması olması gerekmektedir Bunun içinde çevredeki dere ırmak ve gözelerden bu baraja sular taşınmaktadır Bu da doğal yaşama son derece zararlıdır O sulardan istifade eden bir çok canlı telef olma riski ile yüz yüze kalmaktadır Başka çözümler üretmek yerine neden doğal kaynaklarımızı yok etme çabasındayız anlamıyorum Su yerine rüzgarı kullanmayıda deneyebiliriz sanırım Baraj yapımından öncesinde gerçekleştirilen pek çok çalışma baraj hazırlık ve tesislerin kurulum maliyetleri bu santraller adına en büyük dezavantajlardan biridir Yani santral ve barajın yatırım maliyeti oldukça yüksektir İşin ekonomik boyutunun dışında bu santrallerin çok daha kötü bir etkisi de doğal yaşama ve çevreye zarar veriyor oluşlarıdır Ki bu durum kitlesel protestoların ve HES lere olan baş kaldırıların da temelinde yer almaktadır Hidroelektrik santraller doğal ve vahşi hayata bununla birlikte doğal kaynaklara zarar vermektedirler Bunun yanı sıra o coğrafyada yer alan bölgesel kültürlerin ve tarihi eserlerin yok edilmesi tüketilen suyun kalitesine negatif yönde etki edilmesi gibi zararları da HES lerin dezavantajlarındandır Ayrıca bu tesisler için pek çok sayıda ağaç kesildiği de unutulmamalıdır Daha büyük sorunlara gelecek olursak HES ler küresel ısınma iklim değişikliği ve canlı türünde ki azalma gibi bir çok noktada rol oynar Örneğin Elazığ da Keban Baraj ı kurulmadan önce her yıl metrelerce kar yağarken tesis çalışmaya başladıktan sonra yağışlar giderek istikrarını kaybetmiştir HES

    Original URL path: http://www.tokatkultur.com.tr/yazar.asp?yaziID=1129 (2016-04-24)
    Open archived version from archive

  • KİM ÖZÜRLÜ BE ? - Erdem KAYA - Tokat Kültür Haber, Tokat Haber, tokathaber
    buldum Aynı o akşam orada kına gecesi vardı Eş dost ile görüştük Hele içlerinde birisi var ki onunla sohbet etmek büyük bir mutluluk verdi bana Kendisi çocukluğundan beri ayaklarından rahatsız ve koltuk değnekleri ile yürüye biliyor Ama buna hiç aldırmıyor ve neşesinden hiçbir şey kaybetmiyor Sakın ah vah demeyin ona çünkü o engelli olmasına rağmen bir çok şeyi aşmayı başaran cesur bir insan Engelli diyorum çünkü belki bazı şeyleri yapmalarına fiziksel eksiklikleri engel olabilir Ama bu onların Özürlü olduklarını göstermez engelli olmaları onların özrümüdür Bence asıl ÖZÜRLÜ onlara acıyan onları küçümseyen varlıklarını fark etmeyen ve onları hiçe sayanlardır Sağlam insanların yapamadığı yada yapmaya tenezzül etmediği güzellikleri o haliyle tüm zorluklara karşı koyarak yapıyorlar Amaaan Benim ayağım rahatsız deyip kendisine hayatı zindan etmeden dolu dolu yaşayıp insanların her koşulda bir şeyler yapabileceğini kanıtlıyor bizlere Engelliler derneğinde çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunup arkadaşları ile birlikte çeşitli aktivitelere katılıyor İnsanların bedenlerinde noksan azaları olabilir bunlar kesinlikle bazı şeyleri yapmasına mani olmamalıdır En büyük Engel İnsanın Akıl özürlü olmasıdır Fiziki engeli olmadığı halde zamanını batak hanelerde geçiren birçok insana karşı Onlar her şeyi yapabiliyor Geçen akşam Halkalı Kültür merkezinde engelli kardeşlerimin Tiyatro oyunlarını izledim o kadar güzeldi ki bu güzelliği anlatacak kelimeleri sıralamakta zorluk çekeceğimden ancak bu çabalarından ve azimlerinden dolayı onları ayakta alkışladım Bu arda Küçükçekmece belediyesine bu kardeşlerimize bu fırsatı verdiklerinden dolayı teşekkür etmeden geçemeyeceğim İsmi bende saklı olan arkadaşımız benden Tiyatro hocalığı ile ilgili yardım talebi oldu ona elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışacağım belirttim Sözde kalmayacaktır da bu talebi Uzun süre ayak üstü sohbet ettik yorulmuşsundur bir yere oturalım dedim bu güzel sohbete burada başladık burada devam edelim dedi hayata pırıl pırıl bakan gözleriyle Sohbetimiz esnasında bana başından geçen bir olayı anlattı hem de yüzündeki gülümsemesini hiç kaybetmeden Erdem Abi bir gün akrabamın düğünü gitmiştim Bir tane büyüğümüz yanıma

    Original URL path: http://www.tokatkultur.com.tr/yazar.asp?yaziID=1109 (2016-04-24)
    Open archived version from archive

  • AH ŞU ÜÇ ŞEY - Erdem KAYA - Tokat Kültür Haber, Tokat Haber, tokathaber
    yaşarız hep Yeni birşeyleri üretmek keşfetmek yeni yollar çizmek her zaman zor çizilmiş olan yoldan yürümek ise her zaman kolayımıza gelmiştir Çünkü her zaman toplum olarak kolayı sevmişizdir Hayatta çok önemi olan belki savaşları durduracak dünyada çocuk ölümlerini açlığı önleyecek dünyayı daha yaşanır hale getirecek bu üç sözü neden söylemiyoruz bilmiyorum Kırdığımız birinden özür dilemek çok mu zordur Güzel işler yapan birini takdir etmek bize bir bardak su getiren çocuğumuza teşekkür etmek bu kadar mı zordur Maalesef toplum olarak ne özür dilemeyi ne teşekkürü nede takdir etmeyi bir türlü beceremiyoruz Bir sözmüzden dolayı eşimizi dostumuzu kaybedebiliyor ve bir çok yuvayı yıkabiliyoruz Sudan sevbeplerden dolayı ne kavgalar ne vahim olaylar çıkıyor Sonra tüh vah diyoruz Oysa ağzımızdan çıkacak bir sözün kılıçtan keskin olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz Ama hatamızı kabul edip özür dilemek işimize gelmiyor Gururumuzun kırılacağını mı düşünüyoruz yoksa Halbuki Özür dilemek büyüklüktür Otobüste ayağına bastığımızın yolda yürürken çarptığımız kişiden özür dilemek ne kadar küçültür ki bizi Bence tam tersine çok büyük bir kişiliğe bürünmemize vesile olur Yanımızda çalışan bir işçiye yaptığı güzel bir işten dolayı teşekkür etmek onu takdir etmek işlerimizin daha iyi gelişmesine ve çalışan personelimizin daha motive olmasını sağlamaz mı Çocuklarımızı gençlerimizi ödüllendirmek onları ileriye dönük cesaretlendirmezmi Çocuğumuza aferin demek o kadar zor olmamalı Bir büyük olarak biz hiç hata yapmaz mıyız Tabi ki yapabiliriz Peki bunu kabul etmek o kadar mı zor Yaptığımız hatadan dolayı özür dilemiyoruz Ağzınızdan çıkacak güzel bir söz çocuğunuzu nasıl mutlu edecektir Onu iyi aldığı nottan dolayı takdir etsek büyüğü olarak bize yaşattığı gururdan dolayı teşekkür etsek onu sebepsiz yere yargıladığımızda suçladığımızdan dolayı özür dilersek ne kaybederiz acaba Çocuğunuzun size karşı saygısı mı kalmaz Yoksa sizi hiçe mi sayar Onunla yüz göz olup bir daha sözünüzü geçiremeyeceğinizi mi düşünüyorsunuz Ben bunların hiç birine katılmıyorum Bizim gençlerimiz çocuklarımız aydın ve saygılı yetişmektedir Eğer

    Original URL path: http://www.tokatkultur.com.tr/yazar.asp?yaziID=1007 (2016-04-24)
    Open archived version from archive

  • AH ŞU KURALLAR.... - Erdem KAYA - Tokat Kültür Haber, Tokat Haber, tokathaber
    Sayysy 0 Okunma 446 Tarih 22 Kasım 2014 12 51 AH ŞU KURALLAR Ne olurdu sanki kurallar olmasaydı Herkes kafasına göre takılıp gitseydi işte Bir sürü kural insan hangisine uyacağını şaşırıyor be kardeşim Ya bizi bize niye bırakmıyorlar ki sanki Şunu şurada yapma bunu burada yapma şuradan geçme buradan gitme öf ya bu ne Esir miyiz kardeşim biz Türkiyede Kurallar ne için konur Kurallar tabi ki çiğnenmek için konur öyle değil mi Biz toplum olarak bu sözü her daim her alanda haklı çıkarıyoruz Nasıl mı Mesela Trafik kuralları Hani hepimizin şikayetçi olduğu fakat çiğnemekten büyük zevk aldığımız trafik kuralları canım Kardeşim bıraksanıza insanlar istediği yönden istediği şekilde gitsin İstediği yere arabasını park etsin Birde sağa sola ışıklar koymuşsunuz İyide niye insanlar birkaç dakikasını ışıklarda bekleyerek geçsin ki Yolları bölmüşsünüz İyide isteyen istediği yönden gitsin buna ne karışıyorsunuz ki Kaza yapmamamız için gerekli bir sürü kural koymuşsunuz Ya kardeşim insanlara ağız tadı ile kaza yapma zevkini bile tattırmıyorsunuz valla ha Birde Çevreyle ilgili kurallar var Hani hepimiz çevre kirliliğinden yakındığı hiçbir girişimde bulunmadığımız ama ihlal etmekten de kaçınmadığımız kurallar Ya kardeşim size ne Koskoca dünyayı bizden mi kıskanıyorsunuz Çevreye bir sürü çöp kutuları koymuşsunuz ben ta gidip çöpümü iki metre ötedeki çöp kutusuna mı götüreceğim Birde kapağını açıp içine atacağım öylemi Niye uğraşayım ki boşuna Çöp benim çöpüm değil mi istediğim yere atarım size ne benim çöpümden İstediğim yere istediğim zaman tükürürüm istediğim yerde fabrika açar atıklarını istediğim dereye dökerim kime ne bundan Koskoca dere neyini kıskanıyorsunuz kardeşim Kural kural kural Yeter be kardeşim daral geldi valla Sizde benim gibi düşünüyorsunuz değil mi İşin şakası bir yana dursun hayatımızı düzenli halde yaşayabilmemiz için elbette birtakım kuralar gereklidir Gerek dini kitaplarda gerekse sonra yaşam şartlarına göre oluşturulmuş olan kurallar hep insanların iyiliği daha huzurlu yaşaması içindir Peki bu kurallar ne için konuyor İnsanların yaşamını zorlaştırmak için mi Tabi ki değil Çünkü kurallar insanların yaşamını düzenleyerek kolaylaştırmak can güvenliğini sağlayarak hayatını korumak için konur Eğer yukarıda belirttiğim gibi davranırsak yaşamı kendi kendimize zorlaştırır hayatımızı tehlikeye kendi ellerimizle atmış oluruz Bu böyle olmuyor mu zaten Trafikte ters yola girenler hatalı sollama yapanlar trafik ışıklarını ihlal edenler hatta kırmızı ışıkta beklerken arkanızdan korna çalarak sizi kırmızı ışıkta geçmeye zorlayanlar bile oluyor değilmi Birde kırmızı ışıkta durduğunuz için benim gibi sizde fırça bile yemişsinizdir Trafik kurallarını ihlal edenler yüzünden bir sürü kazalar meydana gelmiyor mu Bu yüzden bir sürü insan yaşamını yitirmiyor mu İnsanların kuralları ihlal ettiğinden dolayı saatlerce trafikte bekleyen yine biz değil miyiz İki metre ilerde çöp kutuları varken çöplerimizi çevreye biz atıp sonra yine kirlilikten şikayet eden bizler değil miyiz Kurduğumuz fabrikaların atıklarını arıtmak gibi bir alternatifimiz varken sırf cebimizden üç beş kuruş çıkmasın diye şuursuzca çevreye atarak havayı suyu kirleten biz değil miyiz Peki şimdi sorgulayalım kendimizi kurallar gerçekten ne için konmuş Her şeyden şikâyetçi oluyoruz fakat kendimiz kurallara ne kadar uyuyoruz Konmuş olan kuralları benimsemesek bile hiç değilse lütfen insana doğaya saygı ve sevgimizden dolayı uyalım göreceksiniz hayatımız ne kadar güzel düzene girecek ne kadar kolaylaşacak İnsanların ve hayvanların yaşam hakkına

    Original URL path: http://www.tokatkultur.com.tr/yazar.asp?yaziID=1006 (2016-04-24)
    Open archived version from archive

  • KORKU - Erdem KAYA - Tokat Kültür Haber, Tokat Haber, tokathaber
    başlayınca Akşam baban gelsin de gör deriz babadan korkutur saygının yerini korkuya bırakırız Çocukların babası ile diyalog kurmasının önüne set çekmiş çocuğun sorunlarında çözümü üretme konusunda yalnız bırakmış oluruz Onun için her şeyi en son babalar duyar Okul dönemi başlar henüz adaptasyon döneminde oyun mu okul mu arasında gel git yaşarken Seni öğretmenine söyleyeceğim der Çocuğu Öğretmene soru sormaktan korkar hale getirir öğrenme isteğini bastırırız Sonrada okulda başarısız der ve tüm sorumluluğu çocuğa yükleriz Gençlik çağı gelir bu kez de Sana güveniyorum ama çevreye güvenmiyorum diyerek insanlardan korkutur yabancılaştırırız Her insanı potansiyel suçlu olarak gösterir arkadaşlık ve dostluk kurmada güçlük çekmesini sağlarız Onun içinde toplumda fikir ayrılıklarının çözümünde diyalog yerine kaba gürültü ve çatışmalara meydan vermiş olmak çözümsüzlüğün baş mimarı çocuğu yetiştiren ailelere aittir Biraz daha büyürüz hatalar yapmaya başlarız bu kez de hatayı düzeltecek yollar göstermek yerine Allah seni yakar Cehennemde yanarsın deriz Allah tan ve Cehennem korkan ve dinden soğumuş bir insan olarak büyüyen ve manevi duygulardan uzak bireyler yetiştirmiş oluruz Sonra Cehennemde yanmamak için yaptığımız tüm suçları başkalarına yüklemeyi adet ediniriz Halbuki çocuklarımızı yetiştirirken hatamızı telafi edebileceğimizi inancımız gereği Hakkın affedici olduğunu anlatmayız ki bir çocuk iç huzuru ile büyüsün Allahtan korkmak yerine Allah sevgisini aşılasak inanıyorum ki kötülükler azalacaktır Çünkü insan sevdiğini üzmez İşe başlarız patrondan İşten atılırsın diye korkutuluruz Halbu ki verimli ve uyumlu çalışabilmenin başarının sırrının korkmak değil diyalogla alakalı olduğunu öğretmeyiz İşini sevmek arkadaşlarını ve işverenini de sevmeyle alakalıdır bunu öğretmeliyiz ki hayatımız boyunca çalışmak işkence olmasın Evlilik çağı gelir O sana layık değil diyerek sevdiğinden korkuturlar Çevredeki kötü evlilikleri örnek göstererek Evlilikten korkuturlar Oysa sıcak bir yuvanın ömür boyu huzuru getirdiğini görme fırsatını esirgerler Evlenir çocuk olur bu kez de çocuğunu büyütme yetiştirme korkusunu aşılarız Hâlbuki bunu yapabileceğini göstermek o fırsatı tanımak daha sağlıklı nesiller yetişmesini sağlayacakken Daha çocuğu büyümeden Okul Dershane

    Original URL path: http://www.tokatkultur.com.tr/yazar.asp?yaziID=1005 (2016-04-24)
    Open archived version from archive

  • ÖLÜM YAKIŞMIYOR - Erdem KAYA - Tokat Kültür Haber, Tokat Haber, tokathaber
    etmeye çalıştığımızda Siz insanın kendi akranını arkadaşını kaybetmenin acısı nedir bilirmisiniz diyorlardı nemli gözlerle İnsan uzun yaşadıklaça sevdiklerinin acısını daha fazla yaşıyordu buna birkez daha tanık olmuştum Bizim çınarımızında başta eşi olmak üzere sevdiği bir çok insanın ölüm acısını yaşamıştı Ama çektiği acılar sonbuldu artık Nur içinde uyu dedeciğim Amacım burda size acımızı yada dedemi anlatmak değil acımızı elbette içimizde yaşıyoruz hala zaten Sadece birkaç günlük izlenimimi sizlerle yaplaşmak istedim Yoğun bakım ve ardından cenaze vesilesi ile yaklaşık bir hafta memlekette kaldık Köyümüzde işin ucundan tutacak gençler kalmamış yaşlılarda kabuğuna çekilip hasretleri için göz yaşı döküyorlar Yapmak istediklerine güç yetiremiyorlar artık Muhsun ve boynu bükükler Onlar birzamanlar bu köylerin yiğitleri delikanlıları kızları gelinleriydiler Ya şimdi Haneler sönmüş bacaları tütmüyor kapılarının önlerini ısırgan otları bağlamış Artık içlerinden çocuk sesi gelmiyor Pişen keşkeğin kokusu taze yayılan yayık ayranın kokusu gelmiyor Çeşmeler köhneleşmiş teknelerinde ördekler yüzmüyor Derleri kurumuş artık kurbağa sesi tarlalarda ki çekirge sesleri kesilmiş Kısaca herşey maziye gömülmüş İhtiyarlar ölmeden hatıralarının içine gömülmüş Bir dokun bin ah işit Ahhh ah teker teker fani dünyadan göçüyoruz devir devran oluyoruz Allahtan gelen ölüme boynumuz kıldan ince ama insanın canını kuldan gelen zulüm yakıyor diyorlar Zulüm sadece fiziki zulüm değilki ruhende zulüm görüyoruz evlatlarımız torunlarımız arayıp sormuyorlar hal hatır etmiyorlar Gelip hanelerine sahip çıkmıyorlar Biz öldükten sonra buralar dahada köhneleşecek Bunları düşündükçe biz her gün ölüyoruz Biz ölüyoruz bizimle beraber melekette ölüyor evlat Diyorlar Haklılar bir yerde çocuk sesi yoksa aş pişmiyorsa baca tütmüyorsa orası çoktan ölmüş demektir Tatil sezonu başladı artık Herkes bir yerlere gidecek bu yaz genedeğilmi Lütfen ilk gitmeyi düşündüğümüz gittiğimiz yer meleketimiz olsun Hepimizin memlekette bir canı var ölü yada diri Yılda birde olsa onları ziyaret edelim Sakın bana parasızlıktan bahsetmeyin Hepimiz son model arabalara binip milyonluk telefonlar kullanıyoruz Bir giydiğimizi birdaha giymiyoruz Bunların hepsi bahane Lütfen umursamazlığımıza bahane aramayalım

    Original URL path: http://www.tokatkultur.com.tr/yazar.asp?yaziID=938 (2016-04-24)
    Open archived version from archive

  • ÇİVİ ve TAHTA - Erdem KAYA - Tokat Kültür Haber, Tokat Haber, tokathaber
    Müdürlüğü ÇİVİ ve TAHTA Yazar Erdem KAYA Yorum Sayysy 0 Okunma 1258 Tarih 19 Mayıs 2014 12 13 ÇİVİ ve TAHTA Bizler dünyada düşünebilen ve düşündüğünü uygulayan canlılarız Okuyup yazmak ve konuşmak gibi yeteneklere sahibiz Peki bu yeteneklerimizi ne kadar ve nasıl kullanabiliyoruz Hele hele birde elimizde yetkimizde varsa değmeyin keyfimize dağlar yıkılsa umursamayız Bazen bazı insanlara hak etmediği yetkiyi veririz maalesef Yetkiyi biz verdiğimiz içinde yapılan yanlışlıklar neticesinde susmak zorunda kalırız hep İşte sorunların ve kötülüklerin kaynağı da budur bence Yetkimizi yeteri kadar bilmemek gerektiği yerde gerektiği zaman kullanamamak veya yanlış zamanda yanlış yerde ve yanlış alanlarda kullanmak Yapılan her yanlış insanlarda kapanması mümkün olmayan yaralar açıyor maalesef Sizlerle bu konuda okumuş olduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum Bir gün sürekli kötülük yapan adamın biri babasına akıl danışmaya gider Baba ben sürekli istemeden insanlara kötülük yapıyorum Bundan nasıl vaz geçebilirim der Yaşlı adam oğlunun bu sorusu karşısında biraz düşündükten sonra hiçbir şey söylemeden gidip bir avuç çivi ile tahta getirip oğluna verir Her yaptığın kötülükte çivilerden birisini bu tahtaya çakacaksın der Adam tahtayı ve çivileri alıp evine döner İlk gün on kötülük karşılığı tahtaya on çivi çakmış daha sonraki günlerde yaptığı kötülük sayısını düşürerek tahtaya en son gün bir çivi çakar Ertesi gün çivili tahtayı alıp doğru babasına gider Baba bu gün tahtaya hiç çivi çakmadım demek ki artık kimseye kötülük yapmıyorum der Babası Bu sefer de her yaptığın iyilik karşılığı bir çivi sökeceksin der Adamda öyle yapar ve her gün yaptığı iyilik karşılığı tahtada ki çivileri tek tek söker tahta da hiç çivi kalmayınca doğru babasına gider Baba bak tahtada hiç çivi kalmadı demek ki ben artık iyi bir insanım deyince babası adamın elindeki tahtayı alıp adama göstererek sorar Burada ne görüyorsun Adam gülümseyerek Sadece çivi izleri o kadar der Babası Sana tertemiz bir tahta verdim sen ona yaptığın

    Original URL path: http://www.tokatkultur.com.tr/yazar.asp?yaziID=908 (2016-04-24)
    Open archived version from archive

  • ÇOCUK KADINLAR - Erdem KAYA - Tokat Kültür Haber, Tokat Haber, tokathaber
    kullanırken gözlemlerimi ve araştırmalarımı içim ürpererek kaleme aldım Sahneye uyarlarken de oldukça zorluk çektik Öyle acılar yaşanmıştı ki sahneye aktarılması mümkün görünmüyordu Özetleyerek elimizden geldiği kadarıyla anlatmaya çalıştık Nasıl olabilirdi böyle şeyler Ama oluyordu işte Birçoğumuzda mutlaka tanık olduk ya da çevremizden duyduk böyle vakaları Belki bizim anne babalarımızda çocuk denecek yaşta evlendiler O zaman öyleydi derler O zamanı bu zamanı yok bu işin Adı üzerende çocuk bu demek ki evlilik çağında değil demektir Daha çocuk denecek yaşta kadın edilen küçücük kızların dramı yaşanıyor bu ülkede maalesef Ne gariptir ki kimse ses çıkarmıyor bu rezalete Daha çocuk olmadan önce kadın olması sonrada anne olması isteniyor küçücük yavrulardan Bebeği ile oynarken anne edilen bu çocukların yetiştirdiği çocuklardan ne bekleyebilirsiniz ki Çünkü anne de daha bir çocuktur Bir toplumun gelişimi annelerin dünyaya bakışı bilgisi tecrübesi ve sevgiyle yön bulur Daha kedi yolunu bulamayan bu çocuklar kime kılavuz olabilir ki Nasıl bir psikoloji ile büyütecek çocuğunu Fiziki ve ruhen hazır mı ki çocuk doğurmaya Yüzlerce kız canından oluyor bu saçma evlilikler yüzünden Yada evlilik diyerek evlilik müessesesini de kirletmeyelim Bunun adı resmen tecavüzdür Hem de çocuk tecavüzü Şimdi hemen başlarız zaman azdı ortalık bozuldu falanda filanda Bir baba küçücük kızını körpecik yaşta evlendiriyorsa bu zamanın bozulmasından değil o babanın kişiliğinin bozukluğundandır Bir adam küçücük bir kız çocuğu ile evleniyorsa buda onun sapkınlığının işaretidir Hiçbir söz ve bahane bu insanı aklayamaz suçludur ve bu suça göz yumanlarda en az onun kadar suçludur Şimdi sanmayalım bunlar sadece kırsal bölgelerde oluyor kırsal bölgelerde kurak bir tarlaya ya da üç beş koyuna satılan kızlar büyük şehirlerde ise üç kuruşluk paraya ya da bir arabaya bir apartman dairesine satılıyor Aynı zamanda bu durum erkeklerin egemenlinde kadının ne kadar hiçe sayıldığının göstergesidir Elbette bu durumda sadece erkekler değil kadınlarda suçludur Sadece erkekleri suçlamakla kadınlar aklanmıyor elbette Yanlış olana karşı

    Original URL path: http://www.tokatkultur.com.tr/yazar.asp?yaziID=895 (2016-04-24)
    Open archived version from archive