archive-tr.com » TR » S » SAGLIKVEYASAMDERGISI.COM.TR

Total: 1105

Choose link from "Titles, links and description words view":

Or switch to "Titles and links view".
  • Depresyondan Çıkamadığınızı mı Düşünüyorsunuz? | Sağlık ve Yaşam
    bunalımlar yaşanır Düşünebiliyor musunuz Sürekli bu baskı ve sıkışma hissi ile yaşamanın ne denli büyük bir ıstırap olduğunu Yani normalde o anki modunuz mutlu bir durumda olmayabilir ancak mutsuz da hissetmezsiniz kendinizi Yani nötr bir duygusal durum vardır Ancak depresyonda sürekli eksiyi yaşarsınız Sizi boğan sıkan daraltan negatif bir duygu durum söz konusudur Bazen Ah bir göğüs kafesim patlasa da rahatlasam dersiniz Normalde bir dakika bile yaşaması zor olan böyle olumsuz duyguların sürekli saatler boyu günlerce haftalarca hatta aylarca yaşanması nerdeyse her alınan nefesin işkence haline gelmesi tabloyu ne yazık ki intiharlara kadar götürebilir Çünkü depresyon sürekli yüksek fiziksel acı çekmekten çok daha öte bir şeydir Olay bir nevi ruhun acı çekmesidir Ama bu acı fiziksel acılardan çok daha ağır bir tablodur Çünkü fiziksel acılarda ağrının nerede olduğunu bilir oraya odaklanırsınız ancak ruhunuz acı çekiyorsa ne yapacağınızı bilemezsiniz Sürekli bir iç sıkıntısının cenderesi altında kıvranır durursunuz Uyuyup uyumadığınızı bile anlayamazsınız hatta uyku bile ızdıraplıdır Bazı kişiler bu bunalım girdabında doğru dürüst uyku bile uyuyamazken bazı kişiler de yaşadıkları anormal sıkıntıdan bir nebze olsun uzaklaşabilmek için uyuyabildikleri kadar uyumaya çalışırlar Uyku onlar için adeta bir kaçış yolu bir sığınaktır ki çoğu zaman uykuda da kurtuluş yoktur kabuslar karabasanlar birbirini kovalar Dünyada 350 milyon kişi depresyonda Kişinin ruh halindeki bozulma fiziksel olarak da bazı yansımalar yapar Aşırı kilo kaybı veya aşırı kilo alma mide ve bağırsak rahatsızlıkları görülebilir Sürekli depresyonda olmak kalp hastalıkları verem ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına da davetiye çıkarır Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 350 milyonun üzerinde insan depresyon yaşıyor İş görememezlik sebepleri arasında depresyon listenin başında Yılda 150 milyon kişi iş göremeyecek kadar ağır depresyon altında Depresyon yaşayan kişilerin çok büyük bir çoğunluğunun herhangi bir tıbbi yardım almadığını gösteren araştırmalar da bulunmakta Vücut kimyası ve depresyon Aynı sorunlar ya da etkiler karşısında bir kişi depresyona girerken bir başkası girmeyebilir Bunun sebeplerinden biri genetik faktörlerin depresyondaki belirleyiciliğidir Ailenizde depresyon yaşamış kişiler varsa siz de hastalığa yatkın olabilirsiniz Depresyon kadınlarda erkeklerin 3 katı fazla görülür Toplumda klinik depresyon oranı yüzde 10 seviyesindedir Her yaştan kişi hatta çocuklar bile klinik depresyon tanısı alabilir İstatistikler orta yaşta depresyon yaşama oranının daha yüksek olduğunu söylüyor Depresyonla ilgili yapılan birçok çalışma yalnızlığın etkisini araştırmaktadır Bilim dünyası kişi yalnız olduğu için mi depresyona giriyor yoksa depresyonda olduğu için mi yalnız kalıyor sorusunun yanıtını henüz bulabilmiş değil Ancak aralarında bir ilişki olduğu kesin Bu nedenle sıcak aile ilişkilerine vakit ayırmayı ihmal etmeyin Dostlarınız için mutlaka zaman ayırın Bunları sosyal bir faaliyet olarak görmenin ötesinde önemli bir sağlık öğüdü olarak görmekte fayda var Özellikle boşanmış dul ve yalnız yaşayan kadınlarda depresyonun daha sık görüldüğü araştırmalarla ortaya konmuştur Beyin ve vücut kimyasındaki değişimler depresyona neden olabilmektedir Beyindeki dopamin serotonin endorfin ve noradrenalin gibi hormonların bozulması kişiye depresyona sokabilir Ancak henüz daha bilmediğimiz birçok nörokimyasal mekanizma söz konusu olabilir Amerika da yapılan çeşitli araştırmalar depresif bozukluk ile obezite arasında da bir ilişki olduğuna işaret ediyor Depresyonun kendisi de obeziteye sebep olabileceği gibi depresyon ilaçları da kilo artışı yapabilir Ancak yıllardır depresyon tedavisi yapan bir hekim olarak kişisel

    Original URL path: http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/depresyondan-cikamadiginizi-mi-dusunuyorsunuz.html (2016-02-16)
    Open archived version from archive

  • Çocukları Fazla Övmek Zararlı mı? | Sağlık ve Yaşam
    kendilerini daha iyi hisseder Ben yapabilirim başarabilirim diyerek farklı konularda deneme cesaretini gösterir ve yapamam edemem diye düşünmedikleri için geri çekilmez Ancak her işte olduğu gibi övgü konusunda da aşırıya gidildiğinde ters teper bu sefer içi boş bir özgüvenle kendi değerini abartıp diğer insanları küçük görerek narsistik bir kişilik yapısı geliştirir Ben zekiyim zeki insanların başarılı olması için ders çalışmasına gerek yok diyerek ders çalışmayabilir bir yere kadar zekası ile başarılı olsa da zekanın yetmeyip çalışmanın gerektiği durumlarda ise performansları düştüğü için başarısız olacaklardır Çocuklarınızın Zekâsını Değil Davranışlarını Övün Bir başka araştırmada da zekâsı övülen çocuklarla çalışma gayreti övülen çocukların karşılaştırıldığında çalışma gayreti övülen çocukların daha başarılı olduğu zekâsı övülen çocukların ise başarısının daha geride kaldığı gözlendi Bunun da nedeni zekânın bir yere kadar yetip bir yerden sonra yetersiz kalması bununla birlikte gayretin övülmesi ise çabayı arttırıcı özelliği olduğunu için çabayı artırır Her şeyin dozunda olması gerekir Övgü zeka güzellik yetenekler konusunda olabilir Övgülerin özgüven arttırıcı etkisi vardır Ancak bu etki belirli bir yere kadar olumlu tesir ederken bir yerden sonra bu övgülerin doğruluğu konusunda çocuklarda kaygılar başlamaktadır Bu kaygıları doğru çıkaran deneyimler de olursa bu sefer aksi tesir yaratmakta ve özgüven kaybı yaşanmaktadır Örneğin müziğe yeteneği olduğunu düşündüğümüz çocuğumuz bu yeteneği çok desteklendiğinde bir süre başarılar elde edecek bir süre sonra ise Ya başarısız olursam ya kimseler beğenmezse diyerek kaygı duyup müzik aleti çalmak istemeyecektir Bu da sonuçta onu müzikten uzaklaştıracak ve enstrümanı çalmayı bırakabilecektir Sonuçta çocuklarımızı överken dikkatli olmalı aşırıya kaçmamalıyız Övgünün doğal yeteneklerden daha çok çalışma ve başarma gayretine yönelik olmasına dikkat etmeliyiz Zekânın ve yeteneklerin sonu vardır ama gayretin sonu yoktur Bebek ve Çocuk Sağlığı cocuk egitimi özgüven psikoloji 2015 03 27 Admin tweet Etiketler Bebek ve Çocuk Sağlığı cocuk egitimi özgüven psikoloji Önceki Güzelliğin Matematiksel Değerleri Sonraki Tuvalet Eğitiminde Annenin de Hazır Olması Gerekir Benzer

    Original URL path: http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/cocuklari-fazla-ovmek-zararli-mi.html (2016-02-16)
    Open archived version from archive

  • Bahar Sendromunu İle Tanışın | Sağlık ve Yaşam
    olan bölgeler gibi mevsimsel depresyon açısından riski artırır Mevsimsel depresyonun diğer depresyon türlerinden farkı nedir Yılın belli dönemlerinde yaşam olaylarından bağımsız oluşu ve gün ışığının arttığı dönemlerde düzelme olması mevsimsel depresyonu diğer depresyon türlerinden ayırır Beynin kimyasını bozabilen depresyonun başlıca nedenleri Beyindeki kimyasal dengenin bozulması bu hastalığın oluşmasında önemli yer tutar Beyinde bulunan seratonin ve noradrenalin adını verilen kimyasal maddelerin sinir hücreleri arasındaki sinaps ismi verilen boşluktaki miktarları azalır Bu azalma depresif bulguların ortaya çıkmasına neden olur Kimi zaman kendiliğinden olan bu azalma kimi zaman da bazı zorlayıcı yaşam olaylarından sonra gerçekleşir Geçmişte yaşanan travmalar kayıplar üzüntü ve zorlanmalar hala devam eden sorunlar yeni ortaya çıkmış zorlayıcı yaşam olayları düşük eğitim düzeyi yoksulluk da depresyona neden olabilir Ailesinde depresyon olan kişi depresyon açısından risk altındadır yani kalıtsallık bu hastalığın önemli nedenlerindendir Kadın cinsiyeti erkeklere göre daha fazla depresyona girme riski taşır Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hormonal kadının günlük yaşamdaki yükünün fazla oluşu sorumluluğunun artması erkeklere göre psikiyatriye daha kolay başvurmaları tanı konulan vaka sayısının çok oluşu erkeklerin depresyonlarında görülen alkol ve madde kullanımının depresyon tanısını koymayı geciktirmesi olabilir Hormonal bozuklukların içinde özellikle hipotiroidi tiroid bezinin yavaş çalışması önemli bir depresyon nedenidir Tiroid hastalığı düzelen vakalarda depresyon da düzelebilir Bazı vakalarda depresyon ilerler ve ağırlaşır Bu durumda tek başına hipotiroidi tedavisi yeterli olmaz Yas yaşayan bazı kişiler yas sürecinin beklenenden daha uzun sürmesi sonucunda depresyona girebilir Ağır düzeydeki kaygı bozukluklarında da bireysel ve sosyal yaşam bozulacağı için depresyon ortaya çıkabilir Sosyal fobide depresyon görülme sıklığı yüzde 40 tır Bu oran eş hastalanmanın sosyal fobiye bağlı depresyon ortaya çıkması gibi önemini vurgulaması açısından çarpıcıdır Depresyonda olduğumuzu nasıl anlarız Kişide gün boyu süren bir depresif duygu duruma ek olarak ilgi ve istek kaybı zevk alamama kilo kaybı ya da artışı uykusuzluk ya da uyku artışı hareketlerde yavaşlama yorgunluk bitkinlik enerji kaybı huzursuzluk değersizlik ve suçluluk duyguları odaklanma zorluğu kararsızlık kendine zarar verme düşünceleri varsa kişi depresyonda olabilir Ancak depresyon denebilmesi için bu belirtilerin iki haftadan daha fazla sürmesi gerekir Depresyon kimlerde görülür kimler risk altındadır Depresyon kadınların yüzde 20 sinde erkeklerin yüzde 10 unda ergenlerin ise yüzde 5 inde görülür Özellikle son dönemlerde yaygın bir hastalık olarak göze çarpan depresyon hastalığı ile ilgili yapılan araştırmalar insanların yaklaşık yüzde 15 inin hayatlarının bir döneminde major depresyon geçirdiğini ortaya koymaktadır Kadınların depresyon sıklığı erkeklerden iki kat daha fazladır Genelde görülme yaşı 20 ile 50 arası olsa da yaşlılarda bu hastalığın sıklığı artmaktadır Boşanmış ayrılmış kişiler sosyoekonomik düzeyin düşük olması ve işsizlik sosyal ve çevresel desteğin az oluşu uzun süren zorlayıcı yaşam tarzı da depresyon riskini artırır Depresyon tedavisi Seratonin ve noradrenalin isimli kimyasal maddelerin miktarlarını düzenleyen antidepresanlar bu hastalığın tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır Bazı vakalarda anksiyolitik kaygı gidericiler antipsikotik psikotik belirtiye yönelik ya da tedavi güçlendirici olarak kullanılanlar tiroid hormonu lityum kullanılabilir Kimi ağır vakalar yatarak tedavi edilir Bunun dışında psikoterapi özellikle bilişsel davranışçı psikoterapi depresyon tedavisinde önemli yer tutar Ancak bu terapi yöntemi tek seçenek değildir ve uygun olan vakalarda diğer terapi yöntemleri de tercih edilebilir Kişinin keyif aldığı ve işlevselliğinin arttığı uğraşılar

    Original URL path: http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/bahar-sendromunu-ile-tanisin.html (2016-02-16)
    Open archived version from archive

  • Ego Haritanızı Biliyor musunuz? | Sağlık ve Yaşam
    için üç tür ben in dengede olması gerekir Aksi halde kişi kendine karşı bir tür körleşme yaşayabilir bunun sonucu olarak da hatalı kararlar alabilir Realist aktivist ve idealist Bu üç kavram psikolojik bütünlük içinde bireyin yaşamında yer bulan benlik türleri Yani kişinin ego haritasında gerçek realist aktivist ve idealist benlikler bulunur Gerçek realist ben kişinin olumsuz yönleriyle birlikte mevcut durumudur Aktivist ben ise gerçekle ideal arasında yaşamaya çalıştığı bendir Ego haritasında gerçek hayal sınırlarını doğru çizebilmek insanın her zaman başarabileceği bir şey değildir Bir insan çok idealist olduğu halde realiteden kopabilir Ya da çok realist olur ve ideallerinden vazgeçer Tutucu olur yaptığı işleri eyleme geçiremeyebilir yani aktivistlikten uzaklaşır Kişi bu üçünün arasında denge kurmayı başarabilmelidir İdealist ben önemli Kişi yüksek idealleri olmadan kendini motive edemez Kendini harekete geçirebilmesi için muhakkak yüksek hedeflerinin ve ideallerinin olması gerekir İnsanın aynaya yani mukayeseye ihtiyacı vardır Kişi özeleştiri yapabilirse deneme yanılmaya ihtiyaç duymadan sonuca ulaşabilir Psikolojik sağlığın ilk basamağı kişinin kendini bilip tanımasıdır İnsanın bilmesi gereken ilk şeyin kendini analiz etmektir Aksi halde kişi kendine karşı bir tür körleşme yaşayacak ve hep hatalı kararlar verecektir psikoloji ruh 2015 02 09 Admin tweet Etiketler psikoloji ruh Önceki Terazi Burcu Sonraki Depresyon Anne Sütünü Kesiyor Benzer

    Original URL path: http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/ego-haritanizi-biliyor-musunuz.html (2016-02-16)
    Open archived version from archive

  • Kadınların Dayanılmaz Dönemi: PMS | Sağlık ve Yaşam
    ev içi ve toplumdaki huzursuzluk ve çatışmaları da bu dönemin daha şiddetli ve sıkıntılı geçmesine neden olur PMS kadının hormonları beyni ve psikolojisi arasındaki bir etkileşim sonucu ortaya çıkar Hormonlar beyin kimyası ve psikoloji ilişkisi hipokrattan bu yana bilinir Kişinin psikolojik durumundaki gerilme ve sarsılmalar hormonlarını etkiler hormonlarda ki bozulmada beyni etkileyerek davranışa yansır Bu anlamda PMS hormonlar beyin kimyası ve psikoloji bağlamında ve etkileşiminde ortaya çıkan bir nörohormonal ve psikolojik bir durumdur PMS nin psikolojik bir zemini vardır PMS en sık 30 lu yaşlarda görülüyor Ancak ilk adet görmeyle menopoz arasında her yaşta ortaya çıkabilir Konuyla ilgili son yıllarda yapılan araştırmalar kadınların yüzde 50 90 ının birden fazla PMS belirtisi yaşadığını gösteriyor Yüzde 20 40 ında bu dönemdeki yakınmalar yaşamlarını etkileyecek düzeyde Kadınların yüzde 10 unda klinik bir sendrom olarak ortaya çıkar ve bir atipik depresyon ve kaygı bozukluğu şeklinde kendisini gösterir Öte yandan kadınlarda ortaya çıkan psikiyatrik bozuklukların çoğunluğunun adetle ilgili olduğu bilinir Kadınlarda psikiyatrik sendromlar adet öncesinde gebelikte doğum sonrasında jinekolojik ameliyat sonrasında veya menapoz sonrasında ortaya çıkabilir Kadınlardaki psikiyatrik bozukluk ne olursa olsun büyük ölçüde adet dönemleri bağlamında ilk atak olarak ortaya çıkar Kadının kendisi yakın çevresi eşi ve ailesi tarafından bunun bir tıbbi psikolojik durum olduğu mutlaka dikkate alınmalıdır PMS de mizaç düzensizliği ve duygu durumda değişiklikler ortaya çıkar Huzursuzluk sıkıntı kaygı engelleme eşiği düşüklüğü çabuk sinirlenme hatta zaman zaman çıldırcakmış gibi olma davranışları duygularının yanında dürtülerinde değişiklik olabilir Bir kısmında abartılı yeme davranışı ortaya çıkabilirken Oral gereksiniminde artma cinsel dürtüde değişiklikler ortaya çıkar hatta bazı kadınlarda obsesyon ve paronoid algı ortaya çıkabilir Bu problemler hormonal değişikliğin beyne etkisi sonucu ortaya çıkar Bir dönem yapılan araştırmalarda kadınların işlediği cinayetlerin 67 sinin bu dönemde olduğu ortaya konulmuştur Bu anlamda tıbbi durumun dikkate alınması ve farkındalık geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyim Amerikan Psikiyatri Birliği nin hazırladığı DSM 5 tanı ölçütleri kitabına göre depresyon içinde kategorize edilmiş özel psikiyatrik bir durumdur PMS kendi kendine düzelmiyor PMS bir kez ortaya çıktıktan sonra kolaylıkla kendi kendine düzelmiyor Kadınların büyük çoğunluğu PMS de yaşadıklarını kadınlığın doğal sonucu olarak görüyor katlanılması gerektiğini sanıyor Adet öncesi gerginlik sendromu tıbbi psikiyatrik işbirliği içinde ele alınıp tedavi edilmelidir Tedavide dirençli durumlarda B6 ve B12 vitaminleri verilir bunlarda yeterli olmazsa psikotrop ilaç verilebilir Çok düşük düzeyde verilebilecek bazı psikiyatri ilaçları aslında bir çok kadında aslında sorunu halleder Eğer o da yararlı olmazsa özellikle memedeki şişkinliğin çok fazla olduğu kadınlarda ödem belirtisi vardır Düşük ihtimalle de olsa aslında beyinde de bir ödem gelişebilir Bu tür ileri vakalarda da düşük doz antiödem ilaçlarından büyük ölçüde yararlanılabilir Toplumda farkındalık ve bilinç artmalı Basit yaşamsal ve ilaç düzenlemeleri ile vakaların yüzde 90 ından fazlası stabilize olur Onun için toplumda kadınlarda ve ailelerinde bu farkındalık bilinç ve iç görünün gelişmesi gerekir Kişi bu problem ile baş edemiyor ise Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi uzmanına başvurmalıdır Kadın Doğum Psikiyatrisi Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi nin özel bir alt dalıdır Hormon ilaç psikiyatrik tedavi ve psikososyal düzenlemeler bir bütün olarak ele alınmalıdır Psikoterapi grup tedavileri gibi tedavilerde faydalı olabilmektedir Obsesif yapılı insanlarda ortaya çıkabilir Belirli kişilik yapısındaki insanlarda daha

    Original URL path: http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/kadinlarin-dayanilmaz-donemi-pms.html (2016-02-16)
    Open archived version from archive

  • Sınav Kaygısı Performansı Nasıl Etkiler? | Sağlık ve Yaşam
    getirir Tahammülsüzlük çabuk sinirlenme öfke kontrolünde güçlük aşırı uyku veya uyku bozuklukları ani tepki çarpıntı ellerin terlemesi baş ağrısı baş dönmesi isteksizlik aşırı iştah bulantı kusma gibi belirtiler kaygının fiziksel ve ruhsal belirtileri arasında sayılabilir Dikkat dağınıklığı konsantrasyon sorunları sınavlardan kaçma sınav esnasında donup kalma gibi belirtiler de kaygının zihinsel ve davranışsal belirtileri arasındadır Bu belirtilerden bir ya da birkaçını her öğrenci yaşayabilir Bu durum her zaman sınav kaygısına işaret etmeyebilir Yaşananların sıklığı ve kişiye verdiği rahatsızlığın düzeyinin uzmanlar tarafından değerlendirilmesi önemlidir Sınav kaygısını artıran faktörler Sınav kaygısını artıran en önemli faktör sınavla ilgili yanlış algılardır Anne babanın çocuğu yarış atı gibi gören bakış açısı çocuklarını sadece aldıkları notlara ve sınav sonuçlarına göre değerlendirmeleri öğrencinin de sınavları ailesine karşı bir borç ödeme kendini ispat etme gibi bir açısında olması kaygının artmasındaki en önemli nedenler arasındadır Ayrıca öğrencinin kaygılı bir kişiliğe sahip olması çalışmadan başarma isteği başarısız olma korkusu özgüven eksikliği mükemmeliyetçi kişilik özelliğine sahip olması gibi nedenler de kaygıyı artırır Yine anne babaların sınavları çok fazla gündemde tutması öğrenciyi rahatlatacak zamanlara ve söylemlere yer verilmemesi sınav odaklı başarı ölçümleri gibi yaklaşımların da kaygıyı artırdığı bilinmektedir Bütün bunlarla beraber sınav kaygısının en önemli nedenlerinden biri de sınavlara yeteri kadar hazırlanmamaktır Kaygının nedenlerine baktığımızda sıklıkla karşılaştığımız bu durum öğrencinin sınava hazırlık sürecini etkin bir şekilde değerlendirmemesinden kaynaklanmaktadır Bunun sonucunda sınav tarihleri yaklaştıkça kaygı da artmaktadır Bu durumda yapılması gereken tek şey paniklemeden stratejiler belirleyerek eksik bilgilerin tamamlanmasına yönelik çalışmaya başlamaktır Bu tip sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin sayısı oldukça fazladır ve doğru ders çalışmaya alışkanlıkları edinerek kısa sürede üstesinden gelinebilir Ancak hayatın bütününe yayılmış kişinin duyguları ve inançları ile ilişkili olan sınavı kendilik değerine karşı bir tehdit olarak görme durumu daha uzun süreler üzerinde çalışma ve uzman desteği gerektirir Sınav kaygısı konusunda anne babalara düşen görevler Sınav kaygısı konusunda anne babalar tarafından sıklıkla yapılan hatalardan biri çocuğu ve içinde bulunduğu dönemin özelliklerini anlamak için çaba göstermeden tek yöne yani sınav başarısına odaklanmaktır Bu durum çocuğun çalışma konusundaki motivasyonunu olumsuz etkilemektedir Ayrıca daha başarılı olan arkadaşlarıyla ya da yakınlarıyla kıyaslanması da çocuğun performans kaygısını artırmaktadır Çocuk onu kaygılandıran şey hakkında açıkça konuşmaya teşvik edilebilir Anne baba kendini kaygılandıran sorunlarla nasıl başa çıktığını çocuğa anlatabilir Çaresizlik kaygının temel nedenlerinden biridir ve en zor problemlerin bile çözümü olduğunu bilmek bu çaresizlik duygusunu yok etmek için iyi bir adım olabilir Kaygısıyla ilgili konuşurken konuşması asla bölünmemeli ve onun adına konuşulmamalıdır Söylediği ve hissettiği şeyler için asla sorgulanmamalıdır Bu şekilde hissetmemelisin diyerek duyguları düzeltilmeye çalışılmamalıdır Kötü sınav sonuçları sonrasında yapılan yargılama ve eleştiriler de öğrencinin var olan sıkıntılarını arttırarak anne baba çocuk arasındaki ilişkinin bozulmasına ve sonraki yıllarda gireceği sınavlarda sınav performansının olumsuz etkilenmesine neden olabilmektedir Çocuğa sınavın kişiliğini değerlendiren bir ölçü olduğu mesajını vermekten sakınılmalıdır Kazanmak kadar kaybetmenin de hayatın bir parçası olduğu vurgulanmalıdır Anne babalar ideal ve psikolojik yönden rahat bir öğrenme ve çalışma ortamının öğrencinin başarısını artıracağı ve her öğrencinin kendi kapasitesine yeteneklerine uygun bir başarı göstereceği bilinciyle çocuklarına yaklaşmalıdır Ebeveynlerin çocuklarının başarılarının farkında olmaları ve onların çalışma yönünde gösterdiği çabayı desteklemeleri önemlidir Ailelerin çocukları

    Original URL path: http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/sinav-kaygisi-performansi-nasil-etkiler.html (2016-02-16)
    Open archived version from archive

  • Modern İnsanın Hastalığı: Yorgunluk | Sağlık ve Yaşam
    stresi üzüntü kendisine zaman ayırmadan sürekli bir şeylerle uğraşmasının sonucunda zihinsel yorgunluk oluşur Kişinin tek düze çalışması kendisine ait hobilerinin ve uğraşlarının olmaması sonucunda zihinsel yorgunluk da eklenir Zihinsel yorgunluk bir süre sonra isteksizliğe halsizliğe baş ağrılarına vücut ağrılarına hazımsızlığa uyku sorunlarına yol açar Psikolojik sıkıntıların üzerine bir de endişeler eklenir Kişi sabahları yataktan zor kalkar güne yorgun başlar akşamları yorgunluğu artmakta ve dinlenmeye çalışıp dinlenememektedir Yorgunluk nedeniyle kendisini fiziksel aktivitelerden geri çeker arkadaşlarının gittikleri yerlere gitmez en ufak fiziksel aktivite göstereceği durumlardan kaçınıp kendisini dinlenmeye çeker ve bu durum kendisini daha da yorgun hale getirir Yorgunluğun Üstüne Gidin ve Harekete Yönelin Dinlenmekle geçmeyen zihinsel yorgunlukları aynı zamanda depresyon ve kaygı bozukluklarıyla bir arada gelişir Kişinin kendi içine daha çok kapanması aktivitelerden ve insanlardan uzaklaşması onun sıkıntısını daha da çok arttırır Sıkıntıları arttıkça yorgunluğu yorgunluğu arttıkça sıkıntılarının çoğalarak kısır bir döngü içine girer Bu nedenle psikolojik yorgunluğu atmak için yapılması gereken en iyi şey başlangıçta zor bile olsa bu yorgunluğun üstüne gitmek ve harekete yönelmektir Fransızların bir sözü var Yaşam bisiklet sürmeye benzer pedal çevirmeyi bırakırsanız düşersiniz o yüzden insan da hayatta mücadeleyi hareket etmeyi bıraktığında düşmeye başlar ve bunu düzeltmenin en iyi yolu onun üstüne gitmesidir Hepimiz yaşamışızdır Kendimizi çok yorgun ve isteksiz hissettiğimizde arkadaşlarımızın ısrarı ile dışarı çıkarız ve sonra kendimizi iyi hissederiz ve İyi ki gelmişim deriz Ama gitmemek için de bir sürü bahane öne sürmüşüzdür Her gün düzenli olarak spor yapmak bir saat yürümek evden dışarı çıkmak hafta sonları yatıp kendinizi dinlemek yerine arkadaşlarınızla buluşmak aile ile birlikte olmak sinemaya gitmek haftaya daha iyi başlamak için fırsat yaratmak ve enerjiyi arttırmak yorgunluğu gidermek için basit çözümlerdir Dr Sabri Yurdakul kronik yorgunluk nedir psikoloji 2014 12 27 Admin tweet Etiketler Dr Sabri Yurdakul kronik yorgunluk nedir psikoloji Önceki 10 Egzersizle Ofiste Formda Kalın Sonraki Yeni Yıla Merhaba

    Original URL path: http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/modern-insanin-hastaligi-yorgunluk.html (2016-02-16)
    Open archived version from archive

  • Kaygılarınızı Geride Bırakın… | Sağlık ve Yaşam
    olur Kişide tükenmişlik hissi yaratan bu durum iş yaşamı ve kendi ruh sağlığı kadar sosyal yaşam ve aile hayatı üzerine de olumsuz etki yaratıyor İş hayatında aşırı rekabetçi ortamın kişilerin paylaşımlarının ve birbirlerine olan güvenlerinin az olması adaletsizliğin var olduğu düşüncesi bu sağlık sorununa ortam hazırlar Kişi yoğun motivasyon ve enerjiyle başladığı bir işte emeğinin karşılığını alamadığını düşündüğünde tükenme hissi kendini göstermeye başlar Kişinin daha çok enerji harcayarak çok büyük değişimler sağlayacağını düşünmesi üzerindeki baskıyı artırır Bireylerin özel yaşamında ve sosyal hayatında kendilerini rahatlatacak sosyal aktivite ve etkinliklere yer vermemesi enerjilerinin hızla düşmesine neden olur Mükemmel olmaya çalışmayın Tükenmişlik sendromunda kişisel özellikler bu sağlık sorunun gelişmesi ve ilerlemesinde belirleyici olur Mükemmeliyetçi kişilik yapısı tükenmişlik sendromunda önemli bir risk faktörü olmasıyla dikkat çekmektedir Her şeye yetişmeye çalışmak işleri mükemmel yapmaya çalışmak zamanla yarışmak beklentileri yüksek tutmak sarf edilen enerjinin beklentilerini karşılayamayacağını düşünmek hayır diyemediğinden gerek işte gerekse özel yaşamında birçok yükü üstlenmek de tükenme hissinin baskın çıkmasında büyük pay sahibidir Bu kişilerde mükemmeliyetçiliğin yanı sıra aşırı özveri gösterme idealistlik ve yaşadığı zorlukları derinleşmeden çözme becerisinin yetersizliği gibi durumlar da sıklıkla gözlenir Büyük hedefler yerine kararlı ama doğru hedefler belirleyin Mükemmeliyetçi yapı kişinin kendini telkinle ve dikkatini başka yönlere dağıtarak büyük ölçüde kontrol edebileceği bir kişilik yapısıdır Kişinin bazen her şeye yetemeyeceğini her zaman her şeyin yolunda gidemeyebileceğini bilmesi tükenmişlik duygu durumunu hayatından uzak tutabilmesi açısından büyük fayda sağlayacaktır Kişilerin yüksek ve ulaşılması güç hedefler yerine daha ulaşılabilir hedefler koymaları Tükenmişlik Sendromu nu önleme konusunda önemli bir adımdır Kişinin yaşadığı sorunda kendi payını değerlendirirken objektif olması yaşadığı tükenmişlik sürecini aşmasına yardımcı olur Kişinin kendi durumunun farkına varıp kendine daha çok zaman ayırması gerekir Yaşadığı zorlukları sisteme bağlamak ya da sorumlu bireyler aramak sık rastlanan ve tükenmişliğin şiddetini arttıran durumlardır Bu nedenle bu düşünce biçimlerinden uzak durulmalıdır Hayatta iş ve özel yaşam arasında

    Original URL path: http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/kaygilarinizi-geride-birakin.html (2016-02-16)
    Open archived version from archive